Roma imparatorluğunun izinde bir hafta sonu
sehirGezisi

Roma imparatorluğunun izinde bir hafta sonu

Semiha Ayverdi16 Haziran 2026 · 2 dk okuma
2 2
Almanya, Frankfurt avrupa 16 Haziran 2026

Ankara'da geçen uzun ve soğuk günlerin ardından, güneşin yüzünü göstermesiyle birlikte kendimi dışarı atmak için bir bahane arıyordum.

Kendimi Frankfurt'a attım nasıl mı bu anımı umarım beğenirsiniz...

Frankfurt'ta bulunduğum dönemde şehirden biraz uzaklaşıp doğayla iç içe vakit geçirmek istedim ve rotamı Saalburg'a çevirdim.

Saalburg, Frankfurt'un yaklaşık 30 dakika kuzeyinde bulunan ve Roma İmparatorluğu döneminden kalma bir askeri karakol. İlk olarak MS 1. yüzyılda inşa edilmiş ve yaklaşık 160 yıl boyunca kullanılmış. Bugün gördüğümüz yapı ise Alman İmparatoru II. Wilhelm'in desteğiyle 1897 ile 1907 yılları arasında aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiş.

Burası klasik bir müzeden çok daha fazlası. Açık hava müzesi olarak tasarlanmış ve kendinizi gerçekten iki bin yıl öncesinin Roma sınırlarında geziyormuş gibi hissediyorsunuz.

Çocuklarımla seyahat etmenin en güzel yanı bazen tarihi onların gözünden görmek oluyor. Kalenin tek giriş ve çıkışı olması benim için büyük rahatlıktı. Bir gözüm kapıda, diğer gözüm etraftaki yapılarda olacak şekilde onları özgür bıraktım. Tabii birkaç temel kural vardı: Duvarlara tırmanmak yok, yabancı köpekleri ısırmak yok!

Roma dönemine ait yaşam alanlarını gezerken dikkatimi en çok hamam sistemi çekti. Yerden ısıtmalı hamamlar, sıcak su kanalları ve mühendislik detayları gerçekten etkileyiciydi. Çocuklar ise tarihi yapılardan çok açık alanlarda koşup oynamakla ilgileniyordu.

Müzenin içindeki tavernada kısa bir mola verdik. İsmi Roma dönemini çağrıştırsa da menü oldukça Alman usulüydü. Schnitzel, Bratwurst ve modern Almanya fiyatları...

Bunun yerine küçük büfeden Roma usulü ekmek ve sosis aldık. Çimenlere oturup öğle yemeğimizi yedik. Ekmek gerçekten harikaydı. İçinde çeşitli baharatlar ve hafif bir bal aroması vardı.

Tam o sırada kızımın sorusu geldi:

"Bu ekmek Romalılardan kaldıysa neden küflenmemiş?"

Bazı sorulara cevap vermek gerçekten zor.

Saalburg'un en etkileyici yanlarından biri bulunduğu konum. Kalenin etrafı tamamen ormanlarla çevrili. Roma sınır hattı olan Limes'in kalıntıları, eski kuyular ve yürüyüş yolları bölgeye ayrı bir atmosfer katıyor. Böğürtlen toplayarak yürümek ise işin bonusu.

Yaklaşık iki buçuk saatlik gezinin sonunda kaleyi tamamen bitiremedik. Açıkçası çocuklarla gezerken her ayrıntıyı incelemek pek mümkün olmuyor. Bir sonraki gelişimde biraz daha sakin keşfetmeyi planlıyorum.

Saalburg'un hemen yakınında bulunan Hessenpark'a da uğrama fırsatı bulduk. Burası da açık hava müzesi ancak bu kez Roma döneminden değil, Hessen bölgesinin son birkaç yüzyıldaki yaşamından kesitler sunuyor.

Yüzden fazla tarihi evin taşınarak koruma altına alındığı parkta eski demirciler, dokumacılar, arıcılar ve geleneksel üretim yöntemleri sergileniyor. Bir köşede odun kömürünün nasıl üretildiğini izlerken diğer tarafta el yapımı peynir ve yöresel ürünlerin satıldığı küçük pazarlar bulunuyor.

En ilginç bölümlerden biri Almanya'dan Amerika'ya göç eden Hessian ailelerini anlatan sergiydi. Eski yaşam koşulları, göç hikâyeleri ve dönemin kültürel yapısı oldukça etkileyiciydi.

Günün sonunda bir kez daha şunu fark ettim:

Frankfurt sadece gökdelenlerden ve finans merkezlerinden ibaret değil.

Şehrin yarım saat dışında Roma İmparatorluğu'nun sınırlarını gezebilir, tarihi köylerde dolaşabilir, ormanlarda yürüyüş yapabilir ve yüzlerce yıllık yaşam kültürünü keşfedebilirsiniz.

Bazen bir şehri tanımanın en güzel yolu merkezinden uzaklaşmaktır.

Ve Frankfurt çevresi bu konuda gerçekten büyük sürprizler barındırıyor.

Bu yazıyı puanla
5.0 · 3 değerlendirme

Yorumlar (2)

Demet17 Haz 14:45

ay kızınızın sorusuna bayıldım 🥰

Faruk01 Tem 09:58

kaleminize sağlık