Fethiye’nin En Doğal Köyü; Hacıosmanlar

Fethiye’nin en küçük köylerinden birisi kesinlikle Hacıosmanlar köyüdür. Fethiye şehir merkezine 50 km mesafede olan köy ekonomik olarak en yakın belde olan Kadıköy’e bağlıdır. Köy halkının büyük bir kısmı alışveriş için Kadıköy beldesine gitmektedirler.

HACIOSMANLAR KÖYÜ KISA TARİHÇESİ

Öncelikle Köy hakkında küçük bilgiler verip burada neler yapabileceğiniz hakkında verecek olduğum bilgilere geçmek istiyorum.  Köy yaklaşık 1960lı yıllarda Bağlıağaç köyünden ayrılmış ve adını ise Hacıosmanlar köy halkından olan Hacı Osman Değirmenci’den almıştır. Köyde içme suyu sıkıntısı yok denecek kadar az, sula ihtiyacını Çamçayı deresi sağlamakta, ilköğretim okulu olarak hizmet veren Hacıosmanlar ilköğretim okulunda sadece ana sınıfı öğrencilerine öğretim veriliyor diğer sınıflar Fethiye Kadıköy beldesinde öğretimlerine devam etmektedirler.

KÖYE GİTMEDEN ÖNCE İŞİNİZE YARAYACAK İPUÇLARI

Köyde restoran, otel vs hizmetleri bulamayacağınızı belirtmek isterim.  Ama köy halkı sizlere her konuda tam destek verecektir fakat siz yinede sırt çantanızı boş bırakmayın.

Köy içersinden geçen çamçayı deresinde bir yürüyüş planlıyoruz çok aşırı zorlu bir yok değil fakat dere içersindeki taşlar oldukça kaygan. Ayağımızı sıkıca saracak ve altı gayet dişli botlarımızı giyiyoruz, unutmamalıyız.

Kaygan taşlar üzerinde başlayan bu serüven ilk başlarda pek heyecanlı geçtiğini söyleyemem fakat ilerledikçe Çınar ağaçlarının koyu gölgesi altında renk kazanmaya başladı. Yer yer suya dalıp geçmemiz gerekiyor öyle ki az yorulunca dere içersinde yer alan büyük su birikintilerinde yüzmekten de kendimizi alamıyoruz. İlerledikçe adete kanyonu andırmakta. Sağ tarafımızda başlayan yüksek tepenin eteklerinde yer alan çam ağaçlarının kokusu bize oldukça iyi geldi.

Dere içerinde yer yer sulama suyu için kullanılan bentler yer alıyor daha da koyulaşan gölge, suyun serinliği ve kocaman kaygan kayalar ve çok uzaklardan su sesine karışıp gelen keçi sürüsünün çan sesleri kulaklarımıza esrarengiz bir müzikal gibi geliyor.

Yolculuğumuzun ilk bir saati neredeyse geride kaldı sol tarafımız ki anason tarlası suyun kenarında iki tek rakı atmışçasına heyecanlandırmakta bembeyaz açmış çiçekleri ve rakıyı andıran kokusu, çam ağaçlarının arasında farklı bir renk gibi belirginleşen zeytin ağaçlarının resmini aldıktan sonra kaygan kayaların üzerinde atlaya zıplaya yolumuza devam ediyoruz. Her iki tarafımız yeniden kapanır gibi oluyor kanyonu andıran bu ortamda git gide dere de daralmaktadır. Üstümüzde ki asırlık çınar ağaçlarının dalları sanki çabuk geçin düşeceğim der gibi.

MUHTEŞEM BİR TREKKİNG TECRÜBESİ YAŞAYABİLİRSİNİZ

Dere kenarında bol miktarda kaynak suyu var ve yukarılara doğru ilerledikçe dere içersindeki su neredeyse 2-3 katına çıktı ve su oldukça soğumaya başladı sanırım asıl adrenalin şimdi başlıyor.

Kolumuzu bacağımıza çarpıp geçen çınar, zakkum ve dikenli çalıların dalları arasında az önce kaynaktan doldurduğum mataramdan suyumu içiyorum. Yeşilin ne kadar tonu varsa artık burada dere kenarında ismini bilmediğim daha önce hiç görmediğim bitki türleri, havada uçuşan kelebekler işte doğa bu görmek istediğimiz bu demekten alıkoyamıyorum kendimi. Ülkemizin çoğu yeri özellikle Karadeniz yemyeşil oraları da gezdik ama burada gördüğümüz yeşilin tonlarını başka bir yerde gördüğümü hatırlamıyorum.

Unutmakta zorlanacağım beklide hiç unutamayacağım bir yürüyüş olarak aklıma kalacak Hacıosmanlar yürüyüşümüz. Dere içersindeki küçük şelalelerde elinizi yüzünüzü yıkamak, en özel fotoğrafı ben çekeceğim kavgası, sanki rakı bahçesine girmişsiniz hissi uyandıran anason tarları, asırlık çınarlar, kaynak suları, onlarca farklı hiç görmediğiniz bitki türleri, rengârenk kelebekler kısacası burada aradığınız her şeyi bulacaksınız.

Benzer Yazılar

Yanıtlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.